JEOTERMAL KAYNAKLARININ ÖNEMİ

Muş´lu Doç. Dr. Mehmet Furkan Şener Türkiye´de jeotermal kaynaklarının varlığından ve jeotermal kaynaklarının önemine değinerek açıklamalarda bulundu.

Muş´lu akademisyen Doç. Dr. Mehmet Furkan Şener katıldığı canlı yayın programında Türkiye´de jeotermal kaynaklarının varlığından ve jeotermal kaynaklarının kullanımı üzerine açıklamalarda bulundu. Alanında uzman olan Muş´lu akademisyen şu şekilde konuştu: Termal sektör aslında çok ciddi anlamda Türkiye için önemli bir alan. Şöyle bugün Termal turizm olarak bahsettiğimiz alanda Denizli´de sadece 2011 yılında 440.000 kişi ziyaret etmişken, 2019 yılında bir buçuk milyondan fazla insan sadece Termal turizm için Denizli´ye gelmiş. Ege, Akdeniz dışında Türkiye´nin çok fazla ya da Marmara´yı da ekleyelim. Bunlar dışında bize çok fazla Turizm alanımız yok ama Termal turizmi Türkiye genelinde yaya bilirsek çünkü hem Orta Anadolu hem Doğu Anadolu hem de Güneydoğu Anadolu olarak bahsettiğimiz de bölgelerde yaptığımız çalışmalar ve projeler de burada Termal Otel kurulabilecek potansiyele sahip alanlar olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla buralara Termal turizm yatırımı yapılırsa ülke içerisinde 12 ay boyunca Turizm getirisi olmuş olacak. Buda hem Bölgesel kalkınma hem de ülke açısından mali getirimler sağlamış olacak.? Dedi

?Türkiye´nin En Sıcak Jeotermal Kuyusu Bulundu?

Muş´lu akademisyen Doç. Dr. Mehmet Furkan Şener; ? Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesi çalışmaları neticesinde Kapadokya volkanizması dediğimiz bu alanda Türkiye´nin en sıcak Jeotermal kuyusu bulundu. 295 santigrat derece ile. Bu alanda su rezervuarında akışkan sıkıntı olduğundan bahsettik hat dry rock bu alana uygulanması ile ilgili olarak hem TÜBİTAK´IN nezdinde hem de Rektör hocamız Sayın Prof. Dr. Muhsin Kar beyefendi de bu alanda öncelikli alan olduğu için Türkiye´de yenilenebilir enerji kaynakları çok ciddi ehemmiyet veriyor. Üniversite olarak da hem Bakanlıklar hem de TÜBİTAK ile ortak projeler yürüterek bu alanda yeni yatırım alanları bulmaya çalışıyoruz.  Çünkü diğer alanlar Orta Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi tarım ve hayvancılıkla geçinen alanlar. Dolayısıyla bu bölgede alternatif alanlarından bir tanesi jeotermal dolayısıyla hem bölgesel istihdam hem de yatırım alanı arayan insanlar için bu bölgede çeşitli araştırmacılar araştırma yapıyoruz. Avustralya´da doktora yaptığım yerde beraber çalıştığım akademisyen arkadaşlar Almanya´da yüksek lisans yaptığın yerdeki akademik arkadaşlarla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Bunlarla ilgili bilimsel yayınlarımız da mevcut. Doktora tezimizden Türkiye Jeoloji Mühendisler Odasından Altınçekiç ödülünü aldık.? Şeklinde konuştu.

?Dünya İle Türkiye Arsındaki Jeotermal Fark´

Dünya ile Türkiye arasındaki jeotermal farka değinen Şener, ?Dünya Amerika, İzlanda, İtalya ve Hindistan gibi ülkeler göz önüne alırsak bu ülkeler jeotermali çok eskiden beri kullanmaya başladıkları için ciddi anlamda yatırımlar yaptılar. Biz de serada kaplıcada ısıtmada ve elektrikte kullanıyorken, onlar şu an lityum pil teknolojisini jeotermalden kullanmaya başladılar. Lityum pil teknolojisi şu anda bütün dünyanın odağındaki teknolojidir.  Yani SİHA´ların, İHA´ların, tankların, araçların bütün bunların bataryalarında lityum pil teknolojisi kullanmaya çalışıyorlar. En sağlıklı teknoloji şu an lityum pil teknolojisidir. Bugün İtalya´da, İzlanda´da ve Amerika´da yapılmış bilimsel deneysel çalışmalarla jeotermal tuzlu su içerisindeki lityum elementinin %91 oranında depolayabildiler ve bunu lityum pil teknolojisi ile yaptılar. Bunu elde etmek için birçok bilimsel çalışma yapmak lazım ama bunu size doğa otomatik olarak veriyor. Sadece bunu ne kadar farkında olduğumuz önemli.? Dedi

?Türkiye´de De Çalışmalar Yapmaya Başladık?

Lityum pil teknolojisinin kullanımı için çalışmalarına başlattıklarını ifade eden Şener, ?Türkiye´de de çalışmalar yapmaya başladık. Ama şöyle bir sıkıntımız var Türkiye´deki Jeotermal sistemler çok genç olduğu için yani magmaya çok yakın olmalı ki o lityum özgül ağırlığı fazla olduğu için 100´e kadar getirebilsin. Diğer ülkelerde daha fazla Türkiye´de yok mu bütün kuyular bu konuda araştırması yapılırsa çok fazla kompleks değil yani sadece R4 element dediğimiz nadir toprak element olarak incelersek bu alanda lityumun varlığı da ortaya çıkacaktır illa ki. Dünyanın çeşitli ülkelerinde jeotermali daha eskiden beri kullanılmaya başlanıldı. Almanya, İsviçre gibi Amerika 1990´lı yıllardan sonra oto yolların köprülerin hatta havaalanı pist ısıtılmasında bile Jeotermal kullanmaya başladılar. Dolayısıyla bizlerde karasal bir iklim de yaşadığımızı düşünürsek Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu için jeotermalin otoyol ısıtmasında köprü veya işte havaalanı ısıtmasına ne kadar ehemmiyetli bir alan olduğunu tahmin edebilisiniz. Yani jeotermal potansiyelin olduğu her alanda sürdürülebilir Jeotermal potansiyelini her alanda kullanmak mümkündür. Yani her il için yapılabilir mi? Yapılamaz. Sadece jeotermal potansiyeline sahip olmak gerekiyor. Bahsettiğimiz iller içerisinde kış ayları bir de en az 4 ay 5 ay boyunca yerler buz olmuş oluyorlar ve devlet bu yolların açılmasını da tuzlamasında işte kullandıkları makine ve teçhizatlarla çok ciddi yatırımlar yapıyorlar. Bunları bir seferde yapıp Jeotermal ile hem de farkındalık yaratmakla Ortadoğu´da da böyle şeyler yapılabiliyor. Jeotermal yeni geliştirilen teknolojiler ile içerisine kimyasallar eklenerek ısı akışı yükseltildi ve belli bir mesafe taşınması mümkün ama Jeotermal ısıyı taşımak çok önemli değil önemli olan şu yeraltından almış olduğunuz o ısıyı Rezeksiyon kuyuları ile tekrar yerin altına basabilmek. Dolayısıyla biz zaten o Jeotermal suyun kendisini kaplıcalar dışında Jeotermal suyun kendisini kullanmıyoruz.  Isısını veya işte o buharı türbinleri çevirerek elektrik elde ediyoruz. Isıyı kullanmış oluyoruz suları sadece termal kaplıcalarda kullanıyoruz.? İbarelerine yer verdi.

?Jeotermal Kaplıca Her Hastalığa İyi Gelir Gibi Bir Yanlış Algılama Var?

Halk sağlığı üzerine çalışan arkadaşların olduğunu ve jeotermal üzerine bu tür incelemeleri yaptıklarını belirten Şener; ?Halkın dikkat etmesi gereken birkaç tane parametre var. İnsanlar her yolu jeotermal kaplıca her hastalığa iyi gelir gibi bir yanlış algılama var bundan kesinlikle kurtulmak lazım. Özellikle Devlet ve Sağlık Bakanlığı tarafından kontrol edilen Jeotermal kaplıcalarda kaplıcaya gitmeden önce lütfen hastalıklarına iyi gelen bir su var mı yok mu onu sorsunlar. Çünkü bu kaplıcalarda suları mineral içerikleri hangi hastalıklara iyi geldiği hangi hastalıklara iyi gelmediği konusunda bilgilendirme yapmak zorundalar. Dolayısıyla gideceğiniz yeri önceden araştırarak gitmeniz lazım ikinci Halk Sağlığı arkadaşların söyledikleri; bugün gittim yarın iyi olunduğu bekleniliyor.? Dedi

?Yılda En Az 2 Kere 10-15 Günlük Periyotlarla Jeotermal Kaplıcalarda Kalınmalı?

Jeotermal kaplıcaların sağlığa cevaben beklenme sürelerinin olduğunu ve bu sürelerde ancak etkisini gösterebileceğini vurgulayan Şener, ?Bizim halkımız Jeotermal kaplıcalarda yılda en az 2 kere 10-15 günlük periyotlarla jeotermal kaplıcalarda kalınmalı. Çünkü vücudun en fazla emilim sağlayan organı deri dolayısıyla siz bu suyun içerisinde ne bu kadar vücudunuz su emerse o kadar ve hastalığınıza daha iyi gelir. Yapılan çalışmalarda 10 ile 15 günlük periyotlarda vücudun bu emilimi sağladığı gözlemlenmiş dolayısıyla doktorlar bu alanda öneri alıyorlar. Solunum sistemi hastalıkları, cilt hastalıkları, romatizmal hastalıklar, kalp dolaşım hastalıkları, mide, bağırsak, metabolizma hastalıkları, böbrek ve idrar hastalıkları, jinekolojik ve nörolojik hastalıklar hepsine bilimsel olarak iyi geldiği gözlemlenilmiştir.? Şeklinde konuştu.

?Muş´ta 50 Santigrat Derece İle Bir Jeotermal Cevap Vermez?

Muş´ta 50 santigrat derece ile jeotermal alanın kurulmasının zor olunabileceğini ifade eden Şener, ? Biz 50 santigrat derecenin altındaki alımları çok kullanmıyoruz.  Sahayı terk edip gidiyoruz işletmiyoruz. Çünkü kullanım alanımıza uygun değil. Sera yapmaya çalışıyoruz, enerji elde etmeye çalışıyoruz, termal otel yapmaya çalışıyoruz. Bunlara uygun değil tabi bölgesine göre. Misal Muş´ta işte 50 santigrat derece ile bir jeotermal cevap vermez çünkü kışın eksi 25 derece zaten. Dolayısıyla bölgesine göre değişiyor. Ama geri kalan 51 birimlik Jeotermal işletilemez diye bir kaide yok. Çok güzel alanlarda işletilebilir. Kurutma sektöründe, doğalgaz üretiminde karbondioksit üretiminde yani geri kalan %50 jeotermal alanında kullanılabilirlik kısmını doğru insanlarla doğru projeler yapılırsa bu ülkeye çok net getiriler sağlanabilir.? İfadelerini kullandı. Haber Merkezi

 


JEOTERMAL KAYNAKLARININ ÖNEMİ

Muş´lu Doç. Dr. Mehmet Furkan Şener Türkiye´de jeotermal kaynaklarının varlığından ve jeotermal kaynaklarının önemine değinerek açıklamalarda bulundu.
Güncel 28.09.2020 02:19:09 0

Muş´lu akademisyen Doç. Dr. Mehmet Furkan Şener katıldığı canlı yayın programında Türkiye´de jeotermal kaynaklarının varlığından ve jeotermal kaynaklarının kullanımı üzerine açıklamalarda bulundu. Alanında uzman olan Muş´lu akademisyen şu şekilde konuştu: Termal sektör aslında çok ciddi anlamda Türkiye için önemli bir alan. Şöyle bugün Termal turizm olarak bahsettiğimiz alanda Denizli´de sadece 2011 yılında 440.000 kişi ziyaret etmişken, 2019 yılında bir buçuk milyondan fazla insan sadece Termal turizm için Denizli´ye gelmiş. Ege, Akdeniz dışında Türkiye´nin çok fazla ya da Marmara´yı da ekleyelim. Bunlar dışında bize çok fazla Turizm alanımız yok ama Termal turizmi Türkiye genelinde yaya bilirsek çünkü hem Orta Anadolu hem Doğu Anadolu hem de Güneydoğu Anadolu olarak bahsettiğimiz de bölgelerde yaptığımız çalışmalar ve projeler de burada Termal Otel kurulabilecek potansiyele sahip alanlar olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla buralara Termal turizm yatırımı yapılırsa ülke içerisinde 12 ay boyunca Turizm getirisi olmuş olacak. Buda hem Bölgesel kalkınma hem de ülke açısından mali getirimler sağlamış olacak.? Dedi

?Türkiye´nin En Sıcak Jeotermal Kuyusu Bulundu?

Muş´lu akademisyen Doç. Dr. Mehmet Furkan Şener; ? Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesi çalışmaları neticesinde Kapadokya volkanizması dediğimiz bu alanda Türkiye´nin en sıcak Jeotermal kuyusu bulundu. 295 santigrat derece ile. Bu alanda su rezervuarında akışkan sıkıntı olduğundan bahsettik hat dry rock bu alana uygulanması ile ilgili olarak hem TÜBİTAK´IN nezdinde hem de Rektör hocamız Sayın Prof. Dr. Muhsin Kar beyefendi de bu alanda öncelikli alan olduğu için Türkiye´de yenilenebilir enerji kaynakları çok ciddi ehemmiyet veriyor. Üniversite olarak da hem Bakanlıklar hem de TÜBİTAK ile ortak projeler yürüterek bu alanda yeni yatırım alanları bulmaya çalışıyoruz.  Çünkü diğer alanlar Orta Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi tarım ve hayvancılıkla geçinen alanlar. Dolayısıyla bu bölgede alternatif alanlarından bir tanesi jeotermal dolayısıyla hem bölgesel istihdam hem de yatırım alanı arayan insanlar için bu bölgede çeşitli araştırmacılar araştırma yapıyoruz. Avustralya´da doktora yaptığım yerde beraber çalıştığım akademisyen arkadaşlar Almanya´da yüksek lisans yaptığın yerdeki akademik arkadaşlarla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Bunlarla ilgili bilimsel yayınlarımız da mevcut. Doktora tezimizden Türkiye Jeoloji Mühendisler Odasından Altınçekiç ödülünü aldık.? Şeklinde konuştu.

?Dünya İle Türkiye Arsındaki Jeotermal Fark´

Dünya ile Türkiye arasındaki jeotermal farka değinen Şener, ?Dünya Amerika, İzlanda, İtalya ve Hindistan gibi ülkeler göz önüne alırsak bu ülkeler jeotermali çok eskiden beri kullanmaya başladıkları için ciddi anlamda yatırımlar yaptılar. Biz de serada kaplıcada ısıtmada ve elektrikte kullanıyorken, onlar şu an lityum pil teknolojisini jeotermalden kullanmaya başladılar. Lityum pil teknolojisi şu anda bütün dünyanın odağındaki teknolojidir.  Yani SİHA´ların, İHA´ların, tankların, araçların bütün bunların bataryalarında lityum pil teknolojisi kullanmaya çalışıyorlar. En sağlıklı teknoloji şu an lityum pil teknolojisidir. Bugün İtalya´da, İzlanda´da ve Amerika´da yapılmış bilimsel deneysel çalışmalarla jeotermal tuzlu su içerisindeki lityum elementinin %91 oranında depolayabildiler ve bunu lityum pil teknolojisi ile yaptılar. Bunu elde etmek için birçok bilimsel çalışma yapmak lazım ama bunu size doğa otomatik olarak veriyor. Sadece bunu ne kadar farkında olduğumuz önemli.? Dedi

?Türkiye´de De Çalışmalar Yapmaya Başladık?

Lityum pil teknolojisinin kullanımı için çalışmalarına başlattıklarını ifade eden Şener, ?Türkiye´de de çalışmalar yapmaya başladık. Ama şöyle bir sıkıntımız var Türkiye´deki Jeotermal sistemler çok genç olduğu için yani magmaya çok yakın olmalı ki o lityum özgül ağırlığı fazla olduğu için 100´e kadar getirebilsin. Diğer ülkelerde daha fazla Türkiye´de yok mu bütün kuyular bu konuda araştırması yapılırsa çok fazla kompleks değil yani sadece R4 element dediğimiz nadir toprak element olarak incelersek bu alanda lityumun varlığı da ortaya çıkacaktır illa ki. Dünyanın çeşitli ülkelerinde jeotermali daha eskiden beri kullanılmaya başlanıldı. Almanya, İsviçre gibi Amerika 1990´lı yıllardan sonra oto yolların köprülerin hatta havaalanı pist ısıtılmasında bile Jeotermal kullanmaya başladılar. Dolayısıyla bizlerde karasal bir iklim de yaşadığımızı düşünürsek Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu için jeotermalin otoyol ısıtmasında köprü veya işte havaalanı ısıtmasına ne kadar ehemmiyetli bir alan olduğunu tahmin edebilisiniz. Yani jeotermal potansiyelin olduğu her alanda sürdürülebilir Jeotermal potansiyelini her alanda kullanmak mümkündür. Yani her il için yapılabilir mi? Yapılamaz. Sadece jeotermal potansiyeline sahip olmak gerekiyor. Bahsettiğimiz iller içerisinde kış ayları bir de en az 4 ay 5 ay boyunca yerler buz olmuş oluyorlar ve devlet bu yolların açılmasını da tuzlamasında işte kullandıkları makine ve teçhizatlarla çok ciddi yatırımlar yapıyorlar. Bunları bir seferde yapıp Jeotermal ile hem de farkındalık yaratmakla Ortadoğu´da da böyle şeyler yapılabiliyor. Jeotermal yeni geliştirilen teknolojiler ile içerisine kimyasallar eklenerek ısı akışı yükseltildi ve belli bir mesafe taşınması mümkün ama Jeotermal ısıyı taşımak çok önemli değil önemli olan şu yeraltından almış olduğunuz o ısıyı Rezeksiyon kuyuları ile tekrar yerin altına basabilmek. Dolayısıyla biz zaten o Jeotermal suyun kendisini kaplıcalar dışında Jeotermal suyun kendisini kullanmıyoruz.  Isısını veya işte o buharı türbinleri çevirerek elektrik elde ediyoruz. Isıyı kullanmış oluyoruz suları sadece termal kaplıcalarda kullanıyoruz.? İbarelerine yer verdi.

?Jeotermal Kaplıca Her Hastalığa İyi Gelir Gibi Bir Yanlış Algılama Var?

Halk sağlığı üzerine çalışan arkadaşların olduğunu ve jeotermal üzerine bu tür incelemeleri yaptıklarını belirten Şener; ?Halkın dikkat etmesi gereken birkaç tane parametre var. İnsanlar her yolu jeotermal kaplıca her hastalığa iyi gelir gibi bir yanlış algılama var bundan kesinlikle kurtulmak lazım. Özellikle Devlet ve Sağlık Bakanlığı tarafından kontrol edilen Jeotermal kaplıcalarda kaplıcaya gitmeden önce lütfen hastalıklarına iyi gelen bir su var mı yok mu onu sorsunlar. Çünkü bu kaplıcalarda suları mineral içerikleri hangi hastalıklara iyi geldiği hangi hastalıklara iyi gelmediği konusunda bilgilendirme yapmak zorundalar. Dolayısıyla gideceğiniz yeri önceden araştırarak gitmeniz lazım ikinci Halk Sağlığı arkadaşların söyledikleri; bugün gittim yarın iyi olunduğu bekleniliyor.? Dedi

?Yılda En Az 2 Kere 10-15 Günlük Periyotlarla Jeotermal Kaplıcalarda Kalınmalı?

Jeotermal kaplıcaların sağlığa cevaben beklenme sürelerinin olduğunu ve bu sürelerde ancak etkisini gösterebileceğini vurgulayan Şener, ?Bizim halkımız Jeotermal kaplıcalarda yılda en az 2 kere 10-15 günlük periyotlarla jeotermal kaplıcalarda kalınmalı. Çünkü vücudun en fazla emilim sağlayan organı deri dolayısıyla siz bu suyun içerisinde ne bu kadar vücudunuz su emerse o kadar ve hastalığınıza daha iyi gelir. Yapılan çalışmalarda 10 ile 15 günlük periyotlarda vücudun bu emilimi sağladığı gözlemlenmiş dolayısıyla doktorlar bu alanda öneri alıyorlar. Solunum sistemi hastalıkları, cilt hastalıkları, romatizmal hastalıklar, kalp dolaşım hastalıkları, mide, bağırsak, metabolizma hastalıkları, böbrek ve idrar hastalıkları, jinekolojik ve nörolojik hastalıklar hepsine bilimsel olarak iyi geldiği gözlemlenilmiştir.? Şeklinde konuştu.

?Muş´ta 50 Santigrat Derece İle Bir Jeotermal Cevap Vermez?

Muş´ta 50 santigrat derece ile jeotermal alanın kurulmasının zor olunabileceğini ifade eden Şener, ? Biz 50 santigrat derecenin altındaki alımları çok kullanmıyoruz.  Sahayı terk edip gidiyoruz işletmiyoruz. Çünkü kullanım alanımıza uygun değil. Sera yapmaya çalışıyoruz, enerji elde etmeye çalışıyoruz, termal otel yapmaya çalışıyoruz. Bunlara uygun değil tabi bölgesine göre. Misal Muş´ta işte 50 santigrat derece ile bir jeotermal cevap vermez çünkü kışın eksi 25 derece zaten. Dolayısıyla bölgesine göre değişiyor. Ama geri kalan 51 birimlik Jeotermal işletilemez diye bir kaide yok. Çok güzel alanlarda işletilebilir. Kurutma sektöründe, doğalgaz üretiminde karbondioksit üretiminde yani geri kalan %50 jeotermal alanında kullanılabilirlik kısmını doğru insanlarla doğru projeler yapılırsa bu ülkeye çok net getiriler sağlanabilir.? İfadelerini kullandı. Haber Merkezi